Şişman Çocuk Ne Demek? Toplumsal Güç, İdeoloji ve Beden Üzerine Siyasal Bir Analiz
Bir Siyaset Bilimcinin Gözünden: Bedenin Politikliği
“Şişman çocuk” ifadesi, ilk bakışta yalnızca bedensel bir tanımlama gibi görünür.
Fakat bir siyaset bilimci için bu tanım, toplumsal düzenin, iktidar ilişkilerinin ve ideolojik yapının beden üzerindeki yansımalarını gösteren güçlü bir metafordur.
Beden — özellikle de çocuk bedeni — toplumsal normların, eğitim politikalarının ve kültürel denetimin en görünür nesnesidir.
Bir çocuğa “şişman” demek, sadece kilosunu değil; onun toplumsal kabul düzeyini, iktidarın güzellik ve sağlık normlarını ve vatandaşlık bedeninin idealini de sorgulamak anlamına gelir.
Bu yazı, “şişman çocuk” ifadesinin ardında gizlenen siyasal ve kültürel anlamları çözümlemeye çalışacaktır.
İktidarın Beden Üzerindeki Hakimiyeti
Modern siyaset, yalnızca yasalarla değil, bedenlerle de ilgilenir.
Michel Foucault’nun kavramsallaştırdığı biyopolitika, devletin yaşamı — yani doğumu, sağlığı, bedeni — yönetme biçimlerini açıklar.
Bir toplumun “sağlıklı birey” idealini belirleyen güç, aslında vatandaşın bedenine sızmış bir iktidardır.
Bu bağlamda, “şişman çocuk” ifadesi, norm dışına çıkmış bir bedeni işaret eder.
Devletin, eğitim sisteminin ve medyanın sürekli tekrarladığı “sağlıklı yaşam”, “ideal kilo” ve “fit beden” söylemleri, bireyin bedenini bir vatandaşlık projesi haline getirir.
Bir çocuk, bedeniyle bu projeye uymadığında, farkında olmadan bir “itaatsizlik alanı” yaratır.
O halde şu soru kaçınılmazdır: Bedenine uymadığı için, bir çocuk politik bir direnişin öznesi olabilir mi?
Kurumlar ve İdeoloji: Okul, Aile ve Medya Üçgeni
Okul, aile ve medya, modern toplumun üç temel ideolojik aygıtıdır.
Louis Althusser’in de belirttiği gibi, bu kurumlar bireylere “uygun” kimlikler kazandırır; onları sistemin işleyişine uyumlu hale getirir.
Bu çerçevede “şişman çocuk”, sadece fiziksel farklılığıyla değil, normatif beden ideolojisine uymadığı için dikkat çeker.
Okulda beden eğitimi dersi, televizyonda ideal vücut reklamları, sosyal medyada “fit anneler” kültürü…
Tüm bunlar, çocuklara görünmez bir mesaj verir: “İyi bir vatandaş olmanın ilk koşulu, sağlıklı görünmektir.”
Ancak bu “sağlık” kavramı, çoğu zaman ideolojik bir maskedir — bireyi disipline etmenin kibar bir yolu.
Bu durumda sormak gerekir: Toplum, “şişman çocuk” imajını sağlıksız bir beden olarak mı görüyor, yoksa itaat etmeyen bir beden olarak mı?
Toplumsal Cinsiyet ve Beden: Erkek ve Kadın Perspektiflerinin Harmanı
Erkeklerin dünyasında “beden”, çoğu zaman güçle ilişkilendirilir.
Erkek çocuklara yönelik “şişman ama güçlü” söylemi, fazlalığın bile meşrulaştırıldığı bir güç stratejisine dönüşür.
Erkekler, bedeni politik bir rekabet alanı olarak görür; fiziksel farklılıklar dahi hiyerarşik anlamlar taşır.
Kadınlar ise bedenle ilişkilerini daha demokratik, kapsayıcı ve toplumsal etkileşim odaklı biçimde kurarlar.
Kadınların siyasal söylemlerinde “beden özgürlüğü” kavramı, yalnızca fiziksel değil; aynı zamanda ideolojik bir eşitlik talebidir.
Bu nedenle kadınlar, “şişman çocuk” etiketini reddederken yalnızca bir güzellik standardına değil, otoritenin dayattığı beden normlarına da karşı çıkarlar.
Bu iki yaklaşım birleştiğinde, siyaset bilimi bize şunu söyler:
Beden, iktidarın diliyle konuştuğu kadar, direnişin de sesini taşır.
Vatandaşlık, Norm ve Dışlama
Modern ulus-devlet, beden üzerinden vatandaşlık normlarını tanımlar.
“İdeal vatandaş” çalışkan, sağlıklı, üretken ve görünüş olarak toplumsal beklentilere uygun olandır.
Bu durumda “şişman çocuk”, sistemin bu normlarına uymadığı için dolaylı bir dışlanmanın hedefi haline gelir.
Toplumsal düzende dışlanma her zaman açık biçimde olmaz; bazen alayla, bazen sessizce işler.
Toplum, görünüşte şefkatli bir biçimde “sağlıklı ol” derken, aslında bedensel uyum talebini dile getirir.
İdeolojik anlamda bu, bireyin kendisini iktidarın ölçütlerine göre biçimlendirmesidir.
Bu noktada şu sorular akla gelir:
- Bir toplum, beden üzerinden yurttaşlık normlarını belirleyebilir mi?
- “Sağlıklı beden” vurgusu, aslında politik bir disiplin mekanizması mı?
- Ve en önemlisi, “şişman çocuk” yalnızca bir tanım mı, yoksa düzenin rahatsız olduğu bir sembol mü?
Sonuç: Bedenin Politik Özgürlüğü
Sonuç olarak, “şişman çocuk” ifadesi bir tanım değil, bir ideolojik aynadır.
Bu aynada toplum, kendi güç ilişkilerini, güzellik anlayışını ve vatandaşlık idealini yansıtır.
Bir çocuğun kilosu, yalnızca sağlık meselesi değil; aynı zamanda iktidarın beden üzerindeki tahakkümünün göstergesidir.
Siyaset bilimi açısından asıl mesele, kimin hangi bedeni “normal” olarak tanımladığıdır.
Çünkü her tanım, bir iktidar ilişkisidir.
Bu yüzden “şişman çocuk ne demek?” sorusu, sadece bir fizyolojik açıklama istemez; aynı zamanda bir siyasal yüzleşme talep eder.
Ve belki de bu yüzleşmenin sonunda, şu farkındalık ortaya çıkar:
Gerçek özgürlük, bedenin politik tanımların ötesinde var olabildiği yerdedir.