Cishet Erkek Nedir?
Bazen kelimelerin anlamını çok derinlemesine sorgulamadan hayatımıza dahil ederiz. Herkesin bildiğini düşündüğümüz bazı terimler, aslında anlamlarıyla birçok farklı bakış açısını içinde barındırabilir. Birçok kişi için “cishet erkek” terimi, kulağa biraz garip gelebilir. Hatta bazıları bunun ne demek olduğunu bile anlamıyor olabilir. Ancak, bu terimi anlamak, yalnızca dildeki bir boşluğu doldurmakla kalmaz, aynı zamanda toplumsal yapıları, kimlikleri ve eşitlik kavramlarını da daha iyi anlamamıza yardımcı olur.
Peki, cishet erkek nedir? Bu yazıda, kendi gözlemlerimden, etrafımdaki insanlardan ve toplumsal yapımızdan yola çıkarak, bu terimin ne anlama geldiğini, nasıl bir kimlik inşası olduğunu ve cishet erkek olmanın sosyal hayatta nasıl bir yer tuttuğunu ele alacağım.
Cishet Erkek: Kelimeyi Parçalara Ayıralım
Öncelikle, terimi parçalarına ayıralım. “Cishet”, iki kelimenin birleşiminden oluşan bir terimdir: “Cis” ve “Het”. “Cis” kelimesi, “cinsel kimlik” ve “biyolojik cinsiyet” arasında uyum olan kişileri tanımlar. Yani, doğuştan erkek olarak doğmuş ve kendisini erkek olarak hisseden birisi, cis erkek olarak adlandırılır. Diğer taraftan, “het” ise “heteroseksüel” kelimesinin kısaltmasıdır. Heteroseksüel, karşı cinse duyulan cinsel çekim anlamına gelir. Yani cishet erkek, doğuştan erkek olarak doğmuş ve karşı cinse cinsel ilgi duyan bir erkeği tanımlar.
İlk bakışta karmaşık gibi görünse de aslında oldukça basit bir tanım bu. Ancak, bu tanımın toplumsal ve kişisel boyutları, daha farklı tartışmalara yol açar.
Sosyal Yapı ve Cishet Erkek Kimliği
Ankara’da büyüdüm. Çocukken, sokakta ya da okulda hemen her şeyin bir “yerli yerine oturması” gerektiği anlatılırdı. Çocuklar oyun oynarken, “erkekler futbola, kızlar ise ip atlamaya” alıştıklarıydı. Erkek olmanın, bir anlamda top oynamak, güçlü olmak, duygusal olarak daha az ifade verici olmak gerektiği öğretilirdi. İleri yaşlara geldiğinizde, erkeklik ve kadınlık normlarının ne kadar derin kökleri olduğunu görmeye başlarsınız.
Cishet erkek olmak, toplumda genellikle normatif bir kimlik olarak kabul edilir. “Cis” ve “het” bileşenleri, kültürel olarak beklenen bir erkek kimliğini inşa eder. Bu, doğuştan gelen bir durum değil, toplumun erkeklerden beklediği davranışların bir yansımasıdır. Cishet erkeklerin çoğu, iş hayatında, okulda, ailede bu normlarla sürekli olarak karşılaşır ve onlar doğrultusunda şekillenir. Örneğin, erkeklerin güçlü ve duygusal olarak az bir şekilde ifade veren figürler olması gerektiği yönünde toplumsal bir baskı vardır. Çoğu zaman, duygu ve hassasiyetlerini göstermemek, “erkek olmanın” bir gereğiymiş gibi algılanır. Oysa, bu normlar bir kimlik yapısının parçasıdır; biyolojik bir zorunluluk değil.
Bunları gözlemlerken, çocukken belki ben de etrafımdaki arkadaşlarımdan farklı davranarak toplumsal normlara uymadığımı hissetmiştim. Her zaman futbola düşkün değildim ya da “erkek işi” diye tanımlanan şeyleri pek sevmezdim. Ama bu, kimliğimi sorgulamak anlamına gelmedi. Yalnızca, cishet erkek olmanın toplumda baskın olan kimlik normlarından birine uymadığımı hissettirdi.
Cishet Erkek Olmak: Toplumun Beklentileri
Bununla birlikte, cishet erkek olmanın avantajları da vardır. Özellikle toplumun pek çok alanında, cishet erkeklerin daha fazla fırsata sahip olduğunu söylemek yanlış olmaz. İş hayatından, günlük yaşama kadar birçok alanda, cishet erkeklerin kolaylıkla kabul gördüğü bir yapı vardır. Bir arkadaşımın bana söylediği gibi, “Bir erkek olarak bazen sadece oturduğunda bile her şeyin senin tarafından yönetildiğini hissediyorsun.” Belki de çevremde gördüğüm en güçlü cishet erkek kimliği, bu “doğal” hakları sonuna kadar kullanan, toplumsal normlarla uyumlu bir kimlikti.
Buna karşılık, cishet erkek olmayanlar, yani toplumsal normların dışında kalan bireyler, sürekli olarak ayrımcılığa uğrayabilirler. Örneğin, LGBTQ+ topluluğundaki bireyler, toplumda dışlanma, iş yerlerinde zorluklar ve aile içi baskılarla karşılaşabilir. Çoğu zaman, kendi kimliklerini yaşama hakkı bile onlardan alınır. Cishet erkekler bu yapının içinde, toplumsal olarak kabul gören ve ayrıcalıklı bir konumda yer alır.
Bir gün işyerinde, bir takım arkadaşımın gay olduğunu öğrendim. O an düşündüm: “İş dünyasında onun ne gibi zorluklar yaşadığını ve benzer pozisyonda bir cishet erkeğin ne kadar rahat edeceğini.” Bu, bana cishet erkek olmanın ne kadar görünür ve kolay bir kimlik olduğunu fark ettirdi. Aynı zamanda, bu durumu sorgulamak, kendimizi bir toplumun normlarına göre nasıl şekillendirdiğimizi anlamamızı sağlar.
Cishet Erkek ve Duygular
Toplumun pek çok yerinde, cishet erkeklere duygusal ifadelerini bastırmaları öğretilir. Bu konuda çeşitli araştırmalar da var; 2018’de yapılan bir araştırmaya göre, erkeklerin yüzde 45’i duygusal olarak kendilerini ifade etmekte zorlanıyor ve bu da onların ruh sağlığını olumsuz etkiliyor. Genç yaşlarda duygusal baskılarla tanışan bir cishet erkek olarak, duygusal ihtiyaçları karşılamak ya da sadece kendini ifade etmek bazen imkansız hale gelebilir. Çevremdeki çoğu cishet erkek, bazen sadece “güçlü kalma” zorunluluğuyla, kendilerini içsel olarak yalnız hissediyor.
Sokakta yürürken, genç bir adamın elini cebine sokarak gitmekte olduğunu gördüğümde, bu durumun bana toplumun “erkek” normlarına olan tepkisini gösterdiğini düşündüm. Aynı şey, bizim toplumda “erkek” olmanın gerekliliğiyle ilgili büyük bir baskıyı da açığa çıkarıyor. Kimse duygusal yanını göstermek istemiyor çünkü “erkek”lik bir şekilde duygusal mesafeyi gerektiriyor.
Sonuç Olarak
Cishet erkek olmak, bir kimlik meselesi olmanın ötesinde, toplumun şekillendirdiği ve beklediği bir davranış kalıbıdır. Bu kalıplar, her cishet erkeğin benzer hissettiği ya da yaşadığı anlamına gelmez, ancak toplumun geneline bakıldığında, cishet erkekler genellikle daha az ayrımcılığa uğrar ve toplumsal sistemde daha fazla ayrıcalıklı bir konumda yer alırlar.
Bunu anlatırken, etrafımda gözlemlediğim farklı hayatlar ve hikâyeler, cishet erkeklerin sadece kendi kimliklerini değil, toplumsal normlara nasıl entegre olduklarını da gözler önüne seriyor. Sonuçta, cishet erkek olmak yalnızca bir biyolojik kimlikten ibaret değil; bu kimlik, kişisel bir tercihten öte, toplumsal yapılarla sürekli etkileşim içinde şekillenen bir normdur.