İngiliz Dili ve Edebiyatı Dersleri İngilizce Mi? Psikolojik Bir Mercekten Bakış
Dil, sadece iletişim aracı değil, insan düşüncesini, dünyayı algılayış biçimimizi ve duygusal dünyamızı şekillendiren güçlü bir araçtır. Dil öğrenirken, bu süreç sadece kelimeleri ve dilbilgisel kuralları öğrenmekle kalmaz; aynı zamanda duygularımız, bilişsel süreçlerimiz ve sosyal etkileşimlerimiz de derin bir şekilde etkilenir. Peki, İngiliz Dili ve Edebiyatı derslerinin İngilizce mi olması gerektiği meselesi, sadece dil bilgisiyle ilgili bir karar mıdır, yoksa ardında daha derin psikolojik dinamikler mi vardır? Bu yazıda, dilin öğrenilmesi ve öğretilmesi sürecine, bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji perspektifinden bakacağız.
Bilişsel Psikoloji: Dil Öğrenme Süreci ve Zihinsel Çabalar
İngilizce, dünya çapında geniş bir konuşulma alanına sahip bir dil olarak, birçok üniversite programında ana dilde öğretilir. Ancak bu derslerin İngilizce mi yoksa Türkçe mi verilmesi gerektiği sorusu, öğrenci ve öğretmen arasındaki bilişsel süreçlerle ilgilidir. Bilişsel psikoloji, dil öğrenme sürecini anlamamıza yardımcı olur, çünkü dil sadece kelimelerden ibaret değildir; zihinsel haritalar oluşturur, bağlantılar kurar ve bir dünya görüşü inşa eder.
Dil öğrenirken beynimiz farklı bölgeleri kullanır. Çift Dilli Beyin üzerine yapılan araştırmalar, ikinci dilin öğretiminin beynin nasıl çalıştığını yeniden şekillendirdiğini gösteriyor. Bu bağlamda, İngiliz Dili ve Edebiyatı derslerinin İngilizce olarak verilmesi, öğrencinin dilsel becerilerini geliştirmesinin yanı sıra, zihinsel esnekliği ve dilsel algıyı da artırabilir. Ancak, bu süreç zihinsel olarak zorlayıcı olabilir. Özellikle öğrenci, henüz dilin temellerini öğrenme aşamasındaysa, dersin İngilizce olarak yapılması, bilişsel yükü artırabilir. Bu da, öğrencinin dersle ilgilenme motivasyonunu ve katılımını olumsuz etkileyebilir.
Yapılan bir meta-analiz, yabancı dilde verilen derslerin, öğrencinin önceki dil becerilerine göre daha fazla bilişsel çaba gerektirdiğini ve bazen bunun öğrenme sürecini zorlaştırabileceğini göstermektedir. İngilizce verilen derslerde öğrencilerin anlamada ve kavramları öğrenmede zorlanmaları, eğitimdeki verimliliği de etkileyebilir. O zaman, derslerin İngilizce olmasının öğrenciyi zihinsel olarak zorlamak mı yoksa teşvik etmek mi olduğu sorusu, eğitimin hedeflerine ve öğrencilerin dilsel hazırlık düzeyine göre değişir.
Duygusal Psikoloji: Dilin Öğrenilmesindeki Duygusal Engeller
Dil öğrenme süreci, sadece bilişsel bir mücadele değildir, aynı zamanda derin duygusal bir deneyimdir. Duygusal zekâ (EQ) burada önemli bir rol oynar. Öğrenciler, dil öğrenirken duygusal olarak ne kadar güvende hissediyorlarsa, öğrenme sürecine o kadar adapte olurlar. Özellikle İngilizce gibi yabancı bir dilde dersler yapıldığında, öğrenciler kendilerini ifade etme konusunda daha fazla kaygı ve baskı hissedebilirler.
Duygusal psikoloji perspektifinden bakıldığında, İngilizce verilen dersler, bazı öğrencilerde kaygı yaratabilir. Dil kaygısı (language anxiety), öğrenicinin yabancı dilde konuşma, dinleme ve yazma gibi becerilerde kendini yetersiz hissetmesinden kaynaklanabilir. Yapılan bir çalışmada, öğrencilerin İngilizceyi anlama ve konuşma konusundaki kaygılarının, onların akademik başarılarını olumsuz yönde etkileyebileceği bulunmuştur. Bu durum, öğrencilerin duygusal zekâlarını geliştirmeleri için bir fırsat olabilir; ancak öğrencilerin kendi duygusal engellerini aşmaları gerektiği gerçeği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Örneğin, derslerin İngilizce verilmesi, öğrencilere duygusal bir meydan okuma sunabilir; ancak başarılı olduklarında özgüvenlerini de artırabilir. Duygusal zekâ, öğrenme sürecinde sadece kaygıları yönetmekle değil, aynı zamanda öğrencilerin başarılarından aldıkları duygusal tatminle de ilgilidir. Bu tatmin, öğrencilerin derslere olan ilgisini ve motivasyonunu artırabilir.
Sosyal Psikoloji: Eğitim Ortamı ve Etkileşimler
Sosyal psikoloji, insanların başkalarıyla olan etkileşimlerinin nasıl şekillendiğini ve bu etkileşimlerin birey üzerindeki etkilerini inceler. İngiliz Dili ve Edebiyatı derslerinin İngilizce olarak verilmesi, öğrencilerin sosyal etkileşimlerini ve grup dinamiklerini de etkileyebilir. Dil, aynı zamanda sosyal etkileşimin bir aracıdır. Dersin İngilizce verilmesi, öğrenciler arasında bir dil bariyeri oluşturabilir ve bu da sınıf içindeki etkileşimi sınırlayabilir.
Bununla birlikte, sosyal psikolojinin sunduğu önemli bir kavram sosyal destektir. Öğrenciler, dil öğrenme sürecinde sınıf arkadaşlarından ve öğretmenlerinden aldıkları destekle daha başarılı olabilirler. Derslerin İngilizce verilmesi, öğrencilerin birbirleriyle etkileşimlerini farklı bir boyuta taşıyabilir. Bir grup öğrencinin, birlikte çalışarak kelimeleri öğrenmeye ve anlamaya yönelik işbirliği yapması, sosyal destek sağlayabilir ve öğrenmeyi pekiştirebilir.
Sosyal etkileşimler, öğrencilerin dil becerilerini geliştirmelerinde de kritik bir rol oynar. Örneğin, bir öğrenci derslerde İngilizce konuşan bir arkadaşına soru sorarak ya da grup çalışmalarında fikir alışverişi yaparak daha fazla bilgi edinebilir. Bu sosyal etkileşimler, öğrencilerin dil öğrenme sürecine yönelik motivasyonlarını artırabilir.
Psikolojik Çelişkiler: Dersin İngilizce Olması mı, Türkçe Olması mı?
Psikolojik açıdan bakıldığında, İngilizce verilen derslerin artıları olduğu kadar eksileri de vardır. Bazı araştırmalar, öğrencilerin ana dillerinde ders almak yerine, yabancı bir dilde ders almanın bazı bilişsel ve duygusal engeller oluşturabileceğini göstermektedir. Ancak, aynı araştırmalar, yabancı dilde verilen derslerin öğrencilerin dil becerilerini geliştirdiği ve onları daha bağımsız bir öğrenmeye teşvik ettiği yönünde de bulgulara sahiptir. Bu çelişkili durum, psikolojik olarak öğrencilere nasıl bir ortam sunulması gerektiği konusunda önemli sorular doğuruyor.
Eğitimdeki bu çelişki, aynı zamanda öğrenme motivasyonu ve öğrenme güdüsü ile de ilgilidir. Bir öğrencinin motive olabilmesi için çevresindeki şartların ona uygun olması gerekir. Dersin Türkçe mi yoksa İngilizce mi verileceği, öğrencinin zihinsel ve duygusal hazırlığına göre değişebilir.
Sonuç: Kendi Öğrenme Sürecinizi Sorgulayın
İngilizce verilen derslerin bilişsel, duygusal ve sosyal etkilerini incelediğimizde, her öğrencinin deneyiminin farklı olduğunu söylemek mümkündür. Öğrenme süreci, bireysel ihtiyaçlar, öğrenme stilleri ve duygusal durumlarla şekillenir. Siz, kendi öğrenme deneyiminizle nasıl başa çıktınız? Dil öğrenirken en çok hangi duygusal engellerle karşılaştınız? Bir dersin dilinin, öğrenme üzerindeki etkisini düşündüğünüzde, hangi faktörlerin daha önemli olduğunu düşünüyorsunuz?
Bu sorular, dil öğrenme sürecinde her öğrencinin benzersiz olduğunu ve eğitimin bu farklılıkları anlaması gerektiğini vurgular. Psikolojik süreçlerin, dil öğrenme ve öğretme üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu sorgulamak, eğitimde daha etkili ve kişiye özel stratejiler geliştirmemize yardımcı olabilir.